Rüyalar kenti Hollywood'da öyle şehir efsaneleri var ki, gişe rekorları kıran film senaryolarını bile aratmıyor.
Ölümlerin ardındaki esrarengiz gerçekler, hala esrarı çözülemeyen kayıplar, hatta aynalarda sureti görülen ölmüş yıldızlar. OK dergisi Hollywood'un lanetli sırlarını derledi.
SUPERMAN'I KİM ÖLDÜRDÜ?

1960'lı yıllarda ABD'de televizyonlarda yayınlanan Superman'in Maceraları adlı dizinin yıldızı Gegorge Reeves'in ölümü Hollywood'un en esrarengiz vakalarından biri olarak tarihe geçti. Nişanlısı Leonore Lemmon ile birlikte evlerinde küçük bir parti veren Reeves, birden izin isteyip üst kata çıktı. Bir kaç dakika sonra yukarıdan bir el siah sesi duyuldu. Telaşla yatak odasına çıkanlar Reeves'in kanlar içindeki cesedini yerde yatar buldu. 45 yaşındaki aktör görünüşe göre intihar etmişti.

Ancak Reeves'in annesi Helen Bessolo, oğlunun asla intihar edecek biri olmadığında ısrar ediyordu. Dedektifler de annenin savlarını destekleyecek kanıtlar buldular. Reeves'i nişanlısı Leonore mi öldürmüştü. Yoksa terk ettiği eski nişanlısı Toni Mannix mi ? Belki de eski nişanlının sonradan evlendiği Eddie Mannix'in tuttuğu tetikçi? Yoksa George Reeves, nişanlısının söylediği gibi gerçeken depresyonda mıydı.

Bir iddiaya göre Reeves'in terk ettiği eski nişanlısı Toni Monnix 1983'de son nefesini vermeden önce günah çıkarırken Reeves'i kendisinin öldürdüğünü itiraf etti. Ama kesin gerçek hiçbir zaman tam olarak ortaya çıkarılmadı.
--
NATALIE'Yİ TEKNEDEN BİRİSİ Mİ İTTİ

Üzerindeki esrar perdesi aralanamayan Hollywood ölümlerinden biri de Natalie Wood'unki. 1981 yılının 29 Kasım'ında Kaliforniya yakınlarındaki Catalina adalarında boğulmuş olarak bulundu Asi Gençlik, Aşk Bahçesi gibi filmlerin yıldızı Wood. Eşi Robert Wagner ve Beyin Fırtınası filmindeki rol arkadaşı Christopher Walken ile birlikte teknede eğleniyordu. Ve intihar etmesini gerektirecek hiç bir durum yoktu görünüşe göre.

İddialara göre Natalie Wood gece eşi Wagner ve rol arkadaşı Walken arasında çıkan bir tartışmanın yattan ayrılmak için izin istedi ve filikaya yöneldi. Tam o anda da dengesini kaybedip denize düştü. Sahil Güvenlik'in yaptığı bütün armalar boşa gitti. Sonuçta ünlü yıldızın cesedi teknenin bir mil açığındaki bir koyda bulundu.

Ama Natalie Wood'un ölümünün üzerindeki esrar perdesi bir türlü aralanamadı. Acaba Wood'un rol arkadaşı Walken ile bir ilişkisi mi vardı? Neden gecenin bir vakti üzerinde gece elbisesi ve kırmızı parkası ile yatı terk etmek istedi? Belki de yattan düşmedi de birisi onu itti. Bu soruların cevaplaını ne yazık ki öğrenemeyeceğiz.
--
KARA DALYA'NIN SIRRI

15 Şubat 1947'de Los Angeles polisi 3925 Norton Avenue yakınlarında bir kadın cesedi buldu. El ve ayak bileklerinde ip izleri olan cesedin göğüsleri doğranmış, vücudunun çeşitli yerlerinde sigara söndürülmüştü. Bu tüyler ürperten görüntü, genç kadının ağzının iki yanına palyaço gülümsemesine benzeyen bir görünüm veren ve her biri 7.5 santim boyunda kesiklerle tamamlanıyordu. Ama hepsi bu kadar da değildi. Ceset ikiye bölünmüştü.

Öldüğünde daha 23 yaşında olan bu genç kadın, keskin bakışlı mavi gözleri, gece karası saçları ve sürekli giydiği simsiyah giysileri nedeniyle gerçek isminden çok Kara Dalya (The Black Dahlia) olarak anılıyordu. Elizabeth daha küçük bir çocukken sinemaya tutku derecesinde ilgi duymaya başladı. Artık tek amacı vardı parlak bir sinema yıldızı olmak. Gençliğinde California'da yaşayan babasını ziyaret etmeye karar verdi. Ama Elizabeth ile babasının yıldızı bir türlü barışmadı. Babasının yanından ayrıldıktan sonra Santa Barbara'ya yerleşen Elizabeth yaşı küçük olduğu halde içki içmek suçundan tutuklandı ve Massachusetts'teki evine gönderildi. Ama film yıldızı olma tutkusunu bir türlü içinden söküp atamıyordu. 1946'da Kaliforniya'ya döndü. Barlarda garson olarak çalıştı. Short, canlı olarak en son 9 Ocak 1947'de kız kardeşiyle buluşmak için gittiği The Regal Biltmore Hotel'de görüldü. Bundan sonraki günler boyunca kimse genç kadının izine rastlamadı. Polis, 15 Ocak'ta ürpertici bir görünüm sergileyen cesedini buluncaya kadar.

O dönemde büyük heyecan yaratan cinayeti çözmek için onlarca dedektif geceli gündüzlü çalıştı. Aralarında Orson Welles'in de bulunduğu yüzlerce kişi sorgulandı. Ancak polis, katili bulmak bir yana en ufak bir ipucuna bile rastlayamadı. Short'un öyküsü James Elroy'un kitabına ve oradan yola çıkarak Brian De Palma'nın filmine esin kaynağı oldu. Filmde Short'u Mia Kirshner canlandırdı.
--
MONROE'NUN ÖLÜMÜ HALA ESRARINI KORUYOR

Hollywood'un en esrarengiz ölümlerinden biri de sarışın bomba Marilyn Monroe'nunki. 5 Ağustos 1962'de Barentwood'daki evinde hizmetçisi tarafından beyaz çarşaflar içinde çırılçıplak ve ölü olarak bulunan Monroe'nun sakinleştirici ve içkiden zehirlenerek öldüğü söylendi. Ama kimse buna inanmadı. Hala da inanmıyor ve Monroe'nun ölümüyle ilgili söylentiler bitmek bilmiyor.

Ölümü resmi kayıtlara "intihar" olarak geçen Monroe'nun gayet sıkı fıkı bir ilişki içinde olduğu Kennedy kardeşlerden biri tarafından öldürüldüğü idddia edildi. Monroe, Başkan John F. Kennedy ile çok yakınlaşmıştı ve bu da güvenik riskini arttırıyordu. Bu yüzden Monroe'nun ortadan kaldırılması gerekiyordu.

Sebep ne oura olsun Monroe 36 yaşında öldü. Ölümünün üzerinden geçen bunca yıla karşın hala da bir efsane olmayı sürdürüyor.
--
HEP MARILYN GİBİ OLMAK İSTEMİŞTİ

Ölümü büyük şok yaratan Hollywood yıldızlarından biri de Marilyn Monroe gibi olmak istediğini her fırsatta söyleyen Anna Nicole Smith. 8 Şubat 2007'de Florida'da bir otel odasında ölü bulunan Smith uzun süre toprağa verilemedi. Bunun sebebi de minik kızı Danielyyn'in babasının kim olduğunun bulunması için DNA testi yapılması zorunluluğu idi.

Sonunda Danniellyn'in babası ve Smith'in eski eşi petrol milyarderinden kalan mirasın diğer varisi bulundu ve genç yaşında ölen yıldız toprağa verildi.
--
GARAJDAKİ ÖLÜ

Tarih: 16 aralık 1935. Dönemin ünlü oyuncularından Thelma Todd yönetmen olan erkek arkadaşı Rolant West'le gittiği bir restoranın garajında ölü olarak bulundu. Ölüm sebebi karonmonoksit gazından zehirlenme olarak belgelere geçti.

Ama spekülasyonlar uzun süre devam etti. Sonunda erkek arkadaşı West başka bir gece kulübüne gitmek isteyen Thelma'yı arabanın içine kitlediğini itiraf etti.
--
HAYALETLİ OTEL

Bu dünyaya veda eden ünlü Hollywood yıldızlarıın öbür dünya yerine 1927'de yapılan Roosevelt Hotel'e gittiği de efsaneler arasında. inanışa göre burası Hollywood'un perili oteli. Marilyn Monroe'nun ölümünden önceki dört intihar girişiminen birini burada greçekleştirdiği biliniyor Hatta iddialara göre ünlü yıldızın kendini astığı boy aynası hala otelde ve Monroe'nun yansıması ara sıra o aynadan görülüyor.
--
RUHU HALA PROVA YAPIYOR

Otelin perili olduğu iddiasını güçlendiren bir söylenti daha var. Otel görevlileri bir dönemin ünlü aktörü Montgomery Clift'in İnsanlar Yaşadıkça (From Here to Eternity) filmini çekerken kaldığı 938 numaralı odanın bulunduğu dokuzuncu kata çıkmayı reddediyorlar. İddialara göre Clift'in ruhu hala orada ve bir yandan odasını adımlayarak bir yandan da rolünün provasını yapıyor. O odada.
--
MUTSUZ RUH HOLLYWOOD'U BIRAKAMIYOR

Ünlü Hollywood yazısının bulunduğu mekan da mutsuz bir hayaletin ziyaretlerine sahne oluyor zaman zaman. Oyunculuk kariyerinde başarılı olamayacağını anlayan Millian Millicent Entwhistle 1923 yılında bu yazının H harfinin üzerine çıkıp kendini boşluğa bırakmıştı. Oracıkta ölen genç kızın hayaletinin zaman zaman bölgede yürüyüş yapanlara göründüğü iddia ediliyor.
--
GENÇ ÖLENLER UNUTULMAZ: JAMES DEAN GİBİ

Hollywood'un öldükten sonra da efsane olmayı başaran ünlülerinden biri James Dean.

Asi Gençlik, Cennetin Doğuşu, Dev gibi filmlerin yıldızı James Dean Porsche marka arabasıyla geçirdiği kaza sonucu henüz 24 yaşındayken hayata veda etti. Dean ölümünden sonra iki filmiyle Oscar adayı oldu.
--
ARKADAŞINI ARIYOR

31 Ekim 1993 tarihinde, dönemin genç aktörü River Phoenix'in ölüm haberi duyulduğunda kelimenin tam anlamıyla bir şok yaşandı.

23 yaşındaki River Phoenix için en çok üzülenlerden biri de yakın arkadaşı Johhny Depp'ti. Phoenix Depp'e ait olan River Room adlı barın önünde fazla dozda uyuşturucudan ölmüştü. Depp, erken kaybettiği arkadaşının her ölüm yıldönümünde barını kapatıp River Phoenix'i anıyor.
--
BRUCE LEE NASIL ÖLDÜ?

Dövüş filmlerinin efsane aktörü Bruce Lee'nin ölümünün ardındaki sır perdesi de bir türlü aralanamadı. Lee 23 Temmuz 1973'te Hong Kong'ta beyin ödemi sonucu öldü. Anlatılanlara göre Lee başağırısından şikayet edince Game of Death'deki rol arkadaşı ona equagesiz adında çok güçlü bir ağrı kesici verdi. Bu da Lee'nin beyninde ödem oluşmasına yol açtı. Ama efsane aktörün ölümü böylece geçiştirilmedi elbette. Kimse bu ölüm biçimine inanmadı. Lee'nin başına bir darbe alıp almadığı uzun süre tartışıldı. Belki de Lee'in babası, ailenin üzerinde bir lanet olduğunu söylerken haklıydı. Ya da belki Lee dövüş sanatlarını Batı ülkelerine tanıttığı için öldürülmüştü.
--
LANET GERÇEK Mİ?

Bruce Lee'nin oğlu Brandon da henüz 28 yaşındayken bir film setinde kaza sonucu ölünce Lee ailesinin üzerindeki lanet efsanesi bir kez daha gündeme geldi.